Sinema Haberleri

CGI (Computer-Generated Imagery) Nedir ?

Uzun zamandan beridir sinema filmlerinde, dizilerde, konsol ve bilgisayar oyunlarında hatta reklam filmlerinde dahi gördüğümüz bilgisayar efektlerinin yaratılmasını sağlayan teknolojinin genel adıdır. Artık günümüzde çekilen bütün filmlerde bu teknoloji kullanılmaya başlandı.

CGI (Computer-generated Imagery) kavramının tam Türkçe karşılığına baktığımızda karşımıza “bilgisayar üretimi imgeleme” gibi bir anlam çıkıyor.  Fakat Türkçe’de CGI kavramını en güzel “Bilgisayarla yaratılan görüntü” karşılıyor.

Greenscreen (Yeşil ekran) ekran teknolojisinin çok daha gelişmiş bir versiyonu olarak adlandırılabilecek CGI, yeşil ekranla birlikte kullanılan yeni teknolojilerle birlikte beyaz perdede izleyicilere görsel şölen sunmayı sağlıyor. İzleyicileri kendine hayran bırakan süper kahraman filmleri, bilim kurgu yapımları, animasyon filmleri ve benzeri birçok yapımda CGI teknolojisi yaygın olarak kullanılıyor. Bu teknoloji sayesinde bilgisayar ortamında özelleştirilmiş ve yaratılmış olan her şeyi beyaz perdeye aktarmak mümkün oluyor.

Teknik olarak görsel efekt; izleyicileri etkilemek için sahne içerisinde fantastik, ilginç ve çekilmesi imkansız, zor ya da maliyetli görsel unsurları bilgisayar ya da çeşitli ekipmanlar yardımıyla kompozisyon içerisine post-prodüksiyon esnasında yerleştirilme, çıkartılma ya da eklenme işlemidir.

Sinema ve televizyon endüstrisindeki görsel efektler yoğun olarak izleyici üzerinde hayret uyandırıcı etkiler yaratmak için uygulanır. Bunlar genel olarak canlı çekimlerle birleştirilerek uygulanır. Gün geçtikçe daha fazla seyirciye ulaşmayı amaçlayan ticari sinema endüstrisinin, gelişen teknolojik donanımlara bağlı görsel efekt yazılımlarını kullanarak görüntülerin stilizasyonunu adeta standart birer uygulama haline getirdiğinden söz edilebilir.

Modern sinema hızla aktörlerin, setlerin ve mekanların sayısal kopyalarıyla yer değiştirdiği bir yapıya kavuşmaya başlamıştır. Kipnis Baudrillard terminolojisinden ödünç aldığı “Sayısal Simulakra” tanımı ile aktörlerin yeni bir gerçeklikte yeniden üretildiğinden söz eder. “Eğer bir aktör film için çok kiloluysa, onun kafası uygun olan başka bir insanın vücuduyla tekrar eşleştirilmektedir. Sinemada bilgisayar destekli görsel efekt denildiğinde hemen her filmde uygulanan birçok efekt yöntemleri vardır. Amerikan sinema endüstrisi içinde bu uygulamalar artık çok da özel olmayan standart uygulamalar haline gelmişlerdir. Planlama tasarım, prodüksiyon ve post-prodüksiyon olarak safhalandırılan görsel efekt sürecinde uygulama olarak süreç bulunmaktadır bunlar; planlama, canlı çekim alınması, bilgisayar grafiği üretimi ve sayısal birleştirmedir

      CGI Özellikleri

Fiziksel bir gerçeklik olmadan, set ortamı ve aydınlatma sağlayabilir.

Çoğu zaman elektronik bir ortamda maliyetsiz olarak üretildiği için daha iyi ve uygun maliyetlidir.Görsel efektlerin kalitesi, fiziksel yapılan efektlere göre daha belirgin bir kalitede olur ve kontrol edilebilir. Olması mümkün olmayan görüntü ve efektlerin oluşturulmasına izin verir.

Fiziksel efektlerden çok daha güvenlidir.

CGI ilk olarak 1973’te 2 boyutlu basit grafiklerin filme dahil edilmesiyle bütünleşen Westworld filminde görüldü. 1977 yapımı olan Star Wars filminde ise ilk büyük gelişmeyi göstermiştir.

CGI efektinin bir başka dönüm noktası olan film de Peter Jakson’ın efsanesi Lord of The Rings -The Two Towers (Yüzüklerin Efendisi – İki Kule). Filmde Gollum karakterini yalnızca seslendirmesi planlanan Andy Serkis’in müthiş yüz ifadelerine tanıklık eden Weta ekibi, Serkis’i filmde görsel efektlerle onun mimiklerini bir arada kullandılar. Bu da CGI efekti kullanılan filmlerin tarihi açısından önemli bir dönüm noktası oldu. Andy Serkis aynı tekniği Rise of the Planet of the Apes (Maymunlar Cehennemi: Başlangıç) filmindeki Cesar rolünde de kullandı.

Modern dönemin 1980’li yıllarda son bulması soğuk savaşın etkilerinin azalması ve deregülasyon ve globalizmin etkisi kendini sinema ve görsel efekt alanında da göstermiştir. Analog efektlerin yerini gelişen bilgisayar efektleri almıştır. Yönetmen ve yapımcıların birçok isteği yapılabilir duruma gelmiştir. Aynı zamanda bilgisayarlı görsel efekt uygulamalarının maliyetleri düşürmesi ve olanakları arttırması dramatik dilin gelişmesini sağlamıştır. Bu sayede yaratıcıların hayal gücüne ket vuran imkansızlıklar ortadan kalmıştır. 1980 sonrası görsel efekt ekseninde çekilen ve görsel efekt teknikleri olmasa sinemaya kazandırılması imkansız olan filmler karşımıza çıkıyor.

Bu filmler arasında Tron, Terminator 2: Judgement Day, Jurasic Park ve The Matrix bulunmaktadır. 1980 sonrası postmodern dönemde sinemaya uygulanan görsel efektlerde gerçeklik üst düzeydedir. Birçok filmde gerçeğinden sadece profesyonellerin ayırabileceği uygulamalar yapılmaktadır. Ayrıca her film için özel uygulamalar ve geliştirmeler söz konusudur. Bilgisayar destekli görsel efektlerde kullanılan programlar da yapımcılardan gelen istekler doğrultusunda yazılımlarını geliştirmektedir. 

Terminator 2: Judgment Day

1991 yılında James Cameron tarafından çekilen film aralarında en iyi görsel efekt ve makyaj da bulunan 4 Oscar ödülü kazanmıştır. Ayrıca filmin gişe başarısı da oldukça yüksektir. Evrendeki tüm makineleri yöneten SkyNet in John Coner’i yok etmek için gönderdiği T 1000’in eski nesil robot T101 ile olan savaşını konu alan filmde birçok görsel efekt ilk defa hayata geçmiştir.

Terminatör 2 teknofobik bilim kurgu filmlerinin tipik bir örneğidir. Filmde T1000 ve T101 arasındaki karşıtlık klasizm ve geç kapitalizm ya da modernizm ve post modernizm arasındaki çatışmayı anlatmaktadır. T101 insan görünümlü bir robottur. Kullandığı silahlar ve yöntemler klasiktir. Çoğu işini kas gücüyle hallerder. Makineli tüfek, tabanca ya da demir bir çubuk onun silahıdır. T101 ile savaşırken onun neler yapabileceğini ya da neleri yapamayacağını tahmin edebilirsiniz. Sınırları ve kısıtları vardır. Bu yönüyle modernizm ve klasizmin bir ürünüdür. T1000 ise sıvı metalden üretilmiş, istediği nesnenin ya da insanın görünümünü taklit eden bir yapıdır.

Kullandığı cihazların ve yöntemlerin önceden tahmin edilmesi güçtür. Bir strateji izler. Planlar kurar ve tuzaklar kurar. Bu yönüyle başarısızlığa uğratılması oldukça zor bir düşmandır. Bu özellikleriyle T1000 post-modernizmi temsil etmektedir. Filmde kullanılan karakter dönüşümü (Morphing) efekti gayet başarılı kullanılmıştır. Vücudun silah olarak kullanıldığı ilk filmlerden biri olan Terminatör’de sıvı dinamiği ve akışkan animasyonu konusunda yenilikler sağlanmıştır. Sinema çevrelerini hayrete düşüren en önemli gelişme bu konuda yaşanmıştır. Sıvı dinamiği ve animasyonu gerek tasarım zorluğu gerekse işlem zorluğu açısından yapımcıların ve görsel efekt tasarımcılarının pek cesaret edemedikleri bir daldır. Bu çalışmadan başarılı bir şekilde çıkması ve sonraki filmlere bu yönde örnek teşkil etmesi açısından önemli bir sinema filmidir.

Jurassic Park

1993 yılından Amerikalı ünlü yönetmen Steven Spielberg tarafından çekilen film tüm zamanların en başarılı filmleri arasına girmeyi başarmıştır. Film aralarında en iyi görsel efektin de bulunduğu üç dalda Oscar ödülü kazanmıştır. Dinazorun kanını emmiş bir sivrisineğin içinde bulunan dinazor DNA’sından koca bir dinazor parkının yaratılması ve bu parkta çıkan sorunları konu alan film, tarih öncesi canlıların dünyasını gözler önüne sermektedir. Filmde kullanılan dinazor animasyonlarının geçmişte yaşamış canlılara benzemesi ve fizyolojik yapılarını gerçekleriyle aynı olarak çıkarması açısından önemli bir örnektir.

Bu aşamada sinemada bilgisayar destekli görsel efektlerin sağladığı imkanlar üst seviyededir. Jurrasic Park filminde kullanılan birleştirme teknikleri etkileyicidir. Bütün bir alan sayısal olarak sanal ortamda hazırlanmış ve canlı çekim görüntülerle birleştirilmiştir. Sayısal gerçekçiliğin yapımcıları tatmin etmediği bölümlerde robotik modeller kullanılmış ve yine sayısal evren tasarımlarıyla birleştirilmiştir. Jurasic Park sayısal verilerin makinelerden bilgisayarlara aktarılması sonucu oluşturulan hiper gerçekçilik alanında yapmış olduğu atılımla da kayda değer bir filmdir.

Filmde birçok canlının hareketleri gerçek canlıların hareketlerinden cihazlar yardımıyla kopyalanması sonucunda oluşturulmuştur. Bazı canlıların hareket animasyonları ise insanlar yardımıyla hareket yakalama cihazlarıyla çıkarılmıştır. Dinazorların iskelet yapılarından elde edilen anatomik veriler sayesinde insan vücudunda protezler yardımıyla aksamlar yaratılmış ve bu aksamlarla hareket cihazına bağlanan insan modellerin hareketleri kopyalanmıştır.

 The Matrix


1999 yılında Andy ve Larry Wachowski kardeşler tarafından senaryosu yazılarak sinemaya aktarılan film, maliyetinin biraz üzerinde bir gişe hasılatı elde etmiştir. Filmin yapım maliyetleri oldukça yüksektir. Bunda yıldız oyuncu ücretlerinin fazla olmasının yanında, filmde uygulanan görsel efektlerin maliyetinin yüksekliğidir.

Film için birçok görsel efektli plan tasarlanmış ve bunların büyük bir kısmı gerçek olarak hayata geçmiştir. Filmde sanal gerçeklik ile gerçek yaşam arasında kurulan bağ ve yapay zekanın dünyaya hükmetmesini anlatabilmek için birçok zahmetli iş yapılmıştır. Matrix filminin temel hikayesi Postmodernist dönemin en kült hikayelerinden biri olan makine bilgisayarların yapay zekaları yardımıyla insanlığı ele geçirmeleri ve yönetmeleridir. Ancak dramatik olarak bu filmde makineler bunu insanın ve evrenin iyiliği için yaparlar. Çünkü üretme ve tüketme hırsı ile bürünmüş olan insanoğlu kendine ve içinde yaşadığı evrene zarar vermektedir.

Makinelerin de buna gönülleri razı gelmez ve tüm insanlığı kendi ihtiyaçları olan enerjiyi de sağlayabilecekleri biyolojik pillere çevirirler. Çünkü insanoğlu en büyük enerji kaynağı olan güneşi dünyadan koparmıştır. Sistem içerisinde bir anomali olarak yaşamaya başlayan Neo, -beklenen kişi- tüm bunlara dur diyecek ve insanlığı

makinelerin zulmünden kurtaracaktır. Böyle bir dünyanın yaratılması tabiî ki gerçek ekipmanlar ve gereçler ve çekim yöntemleri ile var edilemez. Bu sebepten dolayı filmde birçok sahnede sanal dokunuşlar ve yaratımlar uygulanmıştır. Matrix filmi için birçok teknoloji yenilenmiş bazıları ise gereksinimler doğrultusunda sıfırdan üretilmiştir. Bu sayede film aralarında en iyi görsel efektin de bulunduğu 4 dalda Oscar ödülü kazanmıştır.

Filmde Superman’dan sonra izleyiciyi en fazla etkileyen uçma sahnelerinde biri uygulanmıştır. Filmin geneli itibariyle bakıldığında uygulanan görsel efektler kendisinden önce yapılanların kusursuz tekrarlarıdır. Ancak filmin kahramanı Neo’nun kurşunlardan kaçma sahnesi ve Trinity’nin ajanlarla karşılaşırken yapılan çekimlerde kullanılan eş zamanlı ardışıl resim efekti bu alanda efsane olmuştur.

Birçok fotoğraf makinesinin, kameranın hareket yönünde ve açısında diyagonal olarak oyuncunun etrafına dizilmesi ve aynı anda çekimin yapılması sonucu elde edilen etki izleyicileri dramatik diğer görsel efekt tasarımcılarını kıskandıracak biçimde etkilemiştir. Hikayesinin kusursuzluğu, uygulamanın ve geliştirmenin başarısı ve izleyici üzerinde düşünsel anlamda bıraktığı etkiyle The Matrix filmi hem anlatımlı sinemanın hem de görsel efektli filmlerin en iyilerinden biri olma özelliği  taşımaktadır.

İlişkili İçerik
Sinema Haberleri

The Batman’den Yeni Bilgiler

Matt Reeves’in yönetmenliğinde yeni bir oyuncu kadrosu ve farklı bir tarzda çekilen The Batman…
Devamını Oku
Sinema Haberleri

Leonardo DiCaprio'dan Yeni Proje

En son Diriliiş ile Oscar kazanan ve son yıllarda oynayacağı filmlerde epey seçici davranan…
Devamını Oku
Film/TvSinema Haberleri

Son Zamanların En büyük Sinema Olayı Spider- Man No Way Home ile İlgili Yeni Bilgiler Var!

Tom Holland No way Home hakkında konuştu; ‘’Bu üçleme bitti, farklı şeyler…
Devamını Oku

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir